
GÖLPAZARI KURŞUNLU OVASINI SİNEKLER BASTI!
Bilecik’in en verimli ovalarından olan Gölpazarı’nın Kurşunlu Ovası ve Kurşunlu Köyü’nü sinekler bastı. Ekili alanlara zarar veren sinekler, vatandaşları da evden çıkamaz hale getirdi. Kör sinek diye bilinen sinekler, köylüyü perişan etti. Köylülerin isteği ise yetkililerin bu işe bir çözüm bulması.
Yağışlı geçen mevsimin ardından aniden bastıran sıcaklar insanları bunaltmaya başlarken, Gölpazarı’nın Kurşunlu Köyü’nde ve köyün önünde bulunan Kurşunlu Ovası’nda daha vahim şeyler yaşanıyor. Köylünün ‘Kör Sinek’ dediği küçük sinekler ovayı ve köyü işgal ederken, vatandaşları sokağa çıkamaz hale getirdi. Gördüğü insanların üzerine konan ve rahatsız eden yüzlerce sinek insanlara zor anlar yaşatırken, vatandaşlar sokağa çıkamadıkları gibi tarlaya da gidemez hale geldiler. Gidenler ise sineklerin istilasına uğruyor ve tarla da çalışamıyor.
İşin daha da ilginç olan yanı ise bu sorunla ilk defa karşılaşılıyor olmaması. Yıllardır, yaz aylarının gelmesi ile sineklerin istilasına uğrayan ve ne yapacağını bilemeyen köylüler, yıllardır konuyu dile getirmelerine rağmen yetkililer hala bir çözüm bulamamışlar, bulmak için gayret bile sarfetmemişler. Köylüğü sineklerle baş başa bırakan yetkililer, rahat koltuklarında ve klimalı odalarda mesai doldururken, Kurşunlu köyü sakinleri ise ekili tarlalarını hasat etmek için tarlaya gidemiyor. Bakalım bu sefer Kurşunlu Köyünün feryadını duyan olacak mı?
KURŞUNLU’NUN SİNEKLERİ İLE İLGİLİ BİR HİKAYE
Kurşunlu Köyündeki sinek vakası bir türlü çözülemediği için üzerine hikayeler bile yazılmış.
İşte Kurşunlu’nun yaşadığı dramın gerçek hayattan alınmış öyküsü:
SİNEK KÜÇÜK AMA…
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal, pireler berber iken, demeyeceğim. Ola ki tellal ve berber taifelerinden birileri hakkımızda dava açıp, deveden tellal, pireden berber olmaz deyip bizi cezaya çarptırmasın.
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal, pireler berber iken, demeyeceğim. Ola ki tellal ve berber taifelerinden birileri hakkımızda dava açıp, deveden tellal, pireden berber olmaz deyip bizi cezaya çarptırmasın.
İşte o evvel zaman içinde KARŞINLI derler güzel mi güzel bir köy varmış gölün kıyısında. Eskileri hatırlayanlar Patagonya’lılar otururdu bizim köyde diye hikaye ederler. Bu Patagonya ahalisi manzaranın güzelliğinden bıkmış olmalılar ki günlerden bir gün çekip gidi vermişler KARŞINLI’DAN. Hem de neden gittiklerini komşularına söylemeden. Koca köyde bir kuş milleti kalmış, bir de yıkık yapılar.
Zamanın hükümeti nasıl etmiş, etmiş, ülke dışında hemşehrilerini çağırıp yerleştirmiş bu güzel köye. Hem de kelle başına bilmem kaç dönüm toprak vererek. Köyün manzarasını gören muhacir milleti pek beğenmiş KARŞINLI’YI. Kırk gün kırk gece olmasa da bir hayli zaman memleket türküleri çağırıp bayram etmişler. Bunlar bayram ede dursun, evdeki hatunlar Balkan hamurundan yaratılmış pembe, beyaz tenli bebelerindeki kızarıkları fark edince kızılca kıyamet kopuvermiş. Sivri sinek denen felaket bebelerin kanından yeterince beslenip, büyükleri gözüne kestirip onları da kan bankasına üye yapınca köy meydanı şikayet meydanı olu vermiş. Şikayet, ama kime…
Bilirsiniz, bu sivrisinek milletinin vatandaşa verdiği en büyük hediye sıtma hastalığıdır. İlacı da kinin. Tropikal iklimlerde bol yağmur yağdığından ve de bataklıkların adedi sayılamadığından buranın halkı kınakına ağacının kabuğunu yiyesiymiş. Kabuğu yiyenin sıtma hastalığından kurtulduğunu gören batılılar bu kabuktan kinini üretip bizim köye bir taraftan sivrisinekleri gönderirken, bir taraftan da kinin ilacını postalamışlar devlet eliyle. Her sabah çorbadan sonra bir adet kinin yemek farz olmasa da sünnet. Bu sıtma belasını KARŞINLI tarihinin kıyısından bucağından “KURUYAN GÖL” namıyla bir arkadaş kaleme alıp kırk iki mezar toprağının kurumadan Sağlık Bakanlığı yetkilisine gösterilmesini pek güzel anlatmıştı geçen yıl. (bu yazının yanına onu da koymak gerek okumayanlar için.)
Sıtmanın sonu kurutma kanalları. Kaç yıl geçmiş derseniz orası bize karanlık.
Sıtma belasını def eden KARŞINLI ahalisi tam nefes aldık derken harmana çıkan köylü gözüne, kulağına, burnuna hücum eden ufacık bir sineği görmez mi? Eyvah ki eyvah… Anlaşıldı, anlaşıldı demiş köyün aklı erenlerinden biri. Hükümetimiz sivrisinekleri kovdu köyümüzden sandık ama, bunlar çocuklarını gönderdiler bizimle savaşmak için. Bizim sabiye el kaldırmayacağımızı bildiğinden çocuklarını saldılar üzerimize. Kanun çıkardılar ya yaşı tutmayanlara ceza verilmez diye. Bunların aklı Amerikan aklı canım.
Vilayete haber verildi. Aman, ne olursa sizden olur. Kurtarın bizi bu çocuklardan, amanı bilirseniz.
Günlerden bir gün sağlıkçılar akın etti KARŞINLI’YA. Evleri, gübrelikleri, kanalizasyon olmayan tuvaletleri bir bir gezip okunaklı yazılarıyla donattılar raporlarını.
“Gübrelikler açıkta, tuvalet çukurları açıkta olduğundan sinekler burada üremekte olup bizce yapılacak herhangi bir işlem olmadığına…”
Raporu okuyan Yeşil Hasan gülmekle, ağlamak arası bir sesle;
- Vay benim akıllı sağlıkçım vay, dedi. Kara sinekle, sivrisinek çocuklarını ayırt edemeyen sağlıkçım vay. Biz bu kara sineklerin hakkından geldik gelmesine de hükümete nasıl anlatacağız bunun böyle olmadığını?
Aradan yıllar geçti… Yalnız KARŞINLI’YI mesken tutan sivrisineklerin çocukları buranın adamı bize yetmiyor diyerek Karataş’ın, Göl ovasının, Cem-i Şaki’nin insan kulaklarını, gözlerini, burunlarını da ziyarete başladılar. Harmana çıkan köylümüz kadınların örtülerini başlarına sararak çare aradılar ama sıcağa dayanmak ne mümkün. Mübarek sinek domuz değil ki tüfeği alıp ava çıkasın. Haziranın sonu ile Ağustosun başına kadar zehir ettiler köyü KARŞINLI ahalisine.
Medeti bilir misin hükümetimizin adamı? Medet ki medet… çok taşa çaldılar başlarını da çareyi bulamadılar bir türlü. Bulacakları da şüpheli. Traktörle yapılan ilaçlama bu mübareklere hormon oluyor sanırsınız. İlacı koklayan sivri sinek çocukları azgınlaşıyorlar ki tutana aşk olsun. Yalnız kulağa saldıran sinek bu defa göze, buruna, açıkta olana kulun her yerinde savaş veriyor.
MASALIN SONU:
Yöneticilerden umudunu kesen KARŞIN’LI ahalisi nefesi kuvvetli hoca aramakta bu sıralar. Böyle birini gören bilen varsa bu yazıdan sonra adres bildirmeli ki bu defa hoca denensin. Bu da çare olmazsa aklı erenlerden biri sinek avlayan yarasa kuşlarını sağlık vermişti, oda denenecek galiba.
Onca büyük iş varken bu sinek meselesi de nereden çıktı derseniz;
SİNEK KÜÇÜK AMA MİDE BULANDIRIR…
OSMAN AKGECE