|
|
 |
BİLECİK'İN KÜLTÜREL BİR DEĞERİ OLAN KEYFİYE'NİN TARİHÇESİ |
 |
|
Haberler || Güncel BİLECİK'İN KÜLTÜREL BİR DEĞERİ OLAN KEYFİYE'NİN TARİHÇESİ
 BİLECİK'İN KÜLTÜREL BİR DEĞERİ OLAN KEYFİYE'NİN TARİHÇESİ
Söğüt Şenliklerine katılan herkesin boynuna Poşu bağlanır. Asıl adı Keyfiye olan ve gökkuşağını andıran renkleri ile dikkat çeken Poşu'nun tarihçesi ise hayli ilginç. Celalattin Ateş, poşunun neden ortaya çıktığını ve renklerinin ne anlama geldiğini yazdı. Bilecik'in önemli bir kültürel değeri haline gelen Keyfiye ile ilgili Celalattin Ateş'in yazısı şöyle: "Bilinen sebeplerden dolayı ecdadımız Orta Asya’dan Mahan bölgesi MERV’den Anadolu’ya göçü başlattıklarında yolda önceden gidenlerin, sonradan gelenleri, sonradan gelenlerin, önceden gidenleri tanıyabilmeleri için bir ALAMED-İ FARİKA olması gerektiğini düşünür. Aksakallılar birbirlerini yanına yaklaşmadan tanıyabilmek için bir yaz günü çadırlarında oturup bu konuyu görüşürken hafiften yaz yağmuru yağıyor ve biraz sonra diniyor. Yaz yağmurundan hemen sonra gökte bir Alem-i Sema yani Semadaki Alem (Gökkuşağı) oluşuyor, yaşlı aksakallılarımızdan birisi bunu fark ediyor. "İşte parolamız bu renklerden oluşsun” diyor. Çadırda bulunan ulu aksakallılar kabul ediyorlar. Gökkuşağında bulunan renklerden kumaşlar dokuyarak, her rengin mana ve muhtevasını birlikte açıklıyorlar. Diyorlar ki: BEYAZ RENK: Duruluğu, sadeliği ve temizliği ifade etsin YEŞİL RENK: İmanımızı, muradımızı ve islamı temsil etsin MOR RENK: Hoşgörüyü, affediciliği ve sevgiyi ifade etsin KIRMIZI RENK: Bayrağımızın rengini ifade etsin SARI RENK: İşi, bolluğu, bereketi, buğday başağını temsil etsin 300 yıl süren göç müddetince, yolda birbirlerini bu renklerden yapılan örtülerden tanıyan kardaşlar, karındaşlar karşılama ve buluşmadan haz duydukları keyif aldıkları için birbirlerini tanımaya vesile olan bu parolaya KEYFİYE diyorlar."
[ Ekleyen (bilecik) | 05.02.2012 21:00:42 ]
Oy : 5-Puan : 25
|
|
|
 |
|
 |
 |
Son 5 Yorum |
 |
|
Ekleyen: Misafir
bence tescili alınmalı ve bileciğin yahut söğütün bir meşhuru yapılmalı. sadece söğüt panayırında yerli halkın taktığı bir değer olmamalı. nasıl eskişehirden lüle taşı denizliden şilebezi erzurumdan oltutaşı hediyelik ve hatıralık bir ürün ise. poşu yada keyfiyede bu duruma getirlmeli. hem kültürel hemde tarihsel bir değer. bu keyfiyeyi ertuğrul gazinin osman gazinin alperenlerin taktığı halka bildirilmeli ve değeri anlatılmalı.
Tarih : 06.02.2012 15:46:23
Ekleyen: Misafir
sayın haber 11 ekibi tarihi mirasımızı çok güzel bir şekilde anlatmışsınız. Kültür çoğrafyamız incelendiğinde bu renkleri her yerde görmek mümkün folklorumuzda,giyimimizde demekki başkası olduklarını iddia edenler yanlışlar üzerinden gitmekteler
Tarih : 06.02.2012 13:50:41
Ekleyen: Misafir
güzel bir konuya değinmişsiniz teşekkürler
Tarih : 06.02.2012 10:27:48
Ekleyen: Misafir
O zamanlar, günümüzdeki gibi ülkemizi temsi eden bayrağımız varmıydı ve rengi de kırmızı mıydı acaba...
Tarih : 06.02.2012 08:36:35
Ekleyen: Deresakarılı
Elli yıl önce bayramlarda,okul gecelerinde boyunlarımıza takardık.Her evin çeyiz sandığında birer,beşer bulunurdu.Gündeme getirdiğiniz için teşekkürler..
Tarih : 06.02.2012 01:00:24
ÜYE OLMAYANLARDA YORUM YAZABİLİRLER!!
|
|
|
 |
|
 |
Resimler/banner.gif
|
|