|
|
 |
DERVİŞİN ÖLÜMÜ |
 |
|
DERVİŞİN ÖLÜMÜ Abdulkadir İLGEN “Yâdında mı doğduğun günler Sen ağlarken gülerdi âlem Öyle bir ömür sürdün ki Ölümün sana oldu hande Âleme oldu matem” Kulağımda hâlâ yankılanan bir ses bu. Hacıyı ne zaman görsem, bana her zaman “hocam, kendimizi dağlara vuralım, çıkalım şu kalabalıklardan” derdi. Son görüşmemizde yolumuz yine dağlara düşmüştü. Kimse duymasın demişti. Çık gel, çıkalım, vuralım kendimizi dağlara. Yordu seni kalabalıklar, o kalabalıklara karışan vefasızlık, vurdumduymazlık ve çıkar ilişkileri. Oysa sen bir gönül adamıydın. Hocam demiştin bir keresinde, şu çocuklarım hastalanacağına, ben hastalansam ne olur. Canım yanıyor demiştin. O zamanlar Sinan’la Selim daha çocuktular. Bir derviş adamdı kendisi. Kendisiyle ilk tanıştığımda, ayağında terlikleri, aziz dost Mehmet Abiyle (Karaca) birlikte karşılamışlardı beni. Yıllar önceydi. Hocam sen hiç sabah namazından sonra, İznik’te çorba içtin mi? demişti bir keresinde. Gerçekten de bir gün sabah namazından sonra, Aydın Yıldız, Mehmet Yaylalı, Ahmet Tüzün, Alper Karadağ ve ismini hatırlayamadığım arkadaşlarla birlikte bizi İznik’e götürmüştü. Kendisiyle ilgili bir yığın hatıra canlanıyor gözümde. Doktora yeterlilik sınavı günlerinden, kardeşinden öte yakın tuttuğu ortağı Mehmet Abiyle birlikte gün aşırı geçmeden görüştüğümüz, en mahrem meseleleri birlikte paylaştığımız günler. Benim hayatımın son on yedi yıllık döneminin neredeyse her kritik anında, yanımda Selahattin Abi vardı diyebilirim. Ben bu yazıyı, gökyüzünün mateme büründüğü, ağaçların çiçeklere durduğu bir Nisan akşamı yazıyorum. Hastaneden henüz yeni çıkmışım. Postadan gelen bir kitap: “Derviş ve Ölüm” eve henüz gelmiş. Ambülânsla acil servise giderken aklımdan geçen birkaç dost isimden biri. Hayatın bir anlık nefes olduğunu hissediyorum yolda. O anda, “acaba duydu mu, aramış mıdır” diyorum kendi kendime. Meğerse o anda “Derviş” başka bir yola çıkmış. O çok sevdiği terimle, bize ötelerden mendil sallıyormuş. Nereden bilebilirdim ki. Bana bahsetmemişler onun durumundan. M. Selimoviç’in “Derviş ve Ölüm” romanında, ölümün sırlarından bir sırrı anlatılırken; “Öldüğüm gün, taşınırken tabutum, Acı duyacağımı sanma bu dünyanın ardından, Ağlayarak; yazık oldu, diye konuşma, Yok oluyorlar mı batınca güneş ve ay? Ölüm sandığın şey, aslında doğuştur. Zindan gibi görünüyor mezar, oysa ruh Özgürlüğe kavuşur Hangi tohum büyümez ekilince toprağa? İnsan tohumundan şüphen mi var yoksa?” diye sıralanan satırlarını düşünüyorum. Biz, böylesi sahih öykülerden, ölümün bizatihi hayatın her anında gerçekleşen bir hakikat olduğunu öğreniyoruz. En büyük yıkılışlardan sonra bir Venüs bardağında parıldayan ölümün hakikatini düşünüyorsun. “O anda”, birdenbire misafirler beliriyor kapıda. Sessiz, kapıyı vurmadan, dimdik duruyorlar “içinde”. Ve sonra… “Ve ben kımıldamadan duruyorum ölümümün başında Bana bu gece ölümüm gösterildi Büyük ak saçlı başım Dolunay gibi kaydı iki taşın arasına Dört kutsal kelime duydum Acz Nasip Rahmet Ölüm Dört kutsal kelime daha duydum Tutsaklık Teklif Kabul Özgürlük Ve dört kutsal kelime daha duydum Kendi sancağımdı tutunduğum Zulmedince kendim Lutfedince sen Seni andım hamdettim sana taptım” mısralarını mırıldandın. Ölümü bile ayakta karşıladın. Sen yine bizim önümüze geçtin be Hacı. Hani dağlara çıkıp çilek toplayacaktık. Bize söz vermiştin oysa. Son enerjini de toprağa döktün de gittin. Gittin, gittin amma… kodun hasretle canı bile diyor şair. Sen de öyle yaptın. Buluşuruz be hacım, olsun. Gene son anda yaptın yapacağını bize. Yalnız bıraktın dostlarını… Artık ne zaman bulutlu bir bahar akşamı ufka baksam aklıma sen geleceksin. Mekânın cennet, durağın büyüklerin yanı olsun. İznik yolları, Geyve’nin gülleri matem tutsun sana. Allahaısmarladık…
[ Yazar : Abdulkadir İLGEN | Okunma : 1731 | Tarih: 25.07.2011 ]
Oy : 4-Puan : 20
|
|
|
 |
|
 |
 |
Son 5 Yorum |
 |
|
Ekleyen: Misafir
Selahattin abi ve ölüm bu kadar güzel anlatılır dost edinmiş işte ona bu kadar değer veriyor haksızda değil belediye başkanlığı ona göre değildi o gönül adamıydı ben onu başkan olmadan çok sevmiştim başkanlıkta illaki kendi iradenle hareket edemiyorsun sana yanlış gelene bile evet diyebili,yorsun istemeden neyse o yerine yerleşti biz ne yapacağız nur içinde yatsın
Tarih : 10.02.2012 08:40:04
Ekleyen: Misafir
hayatın gündelik malayaniliğinden kurtaran zaman dışı bir yazı olmuş yüreğinize sağlık!
Tarih : 17.01.2012 09:49:09
Ekleyen: şadan
HOCAM ÇOK SÜPER OLMUŞ. ALLAH RAHMET EYLESİN ÇOK MUHTEREMDİ KENDİSİ.
Tarih : 27.12.2011 09:32:08
Ekleyen: Misafir
ÖNÜNE GELENİ KÖŞE YAZARI YAPMIŞLAR YA HELAL OLSUN..
Tarih : 16.11.2011 21:15:02
Ekleyen: çetin
elinize saglık hocam ...
Tarih : 09.10.2011 05:44:18
ÜYE OLMAYANLARDA YORUM YAZABİLİRLER!!
|
|
|
 |
|
 |
Resimler/banner.gif
|
|