SİYASİ İRADEYE ÇAĞRI
“Elinizi çabuk tutun”
İdare hukukunda; İcra mercilerinin faaliyetleri ile ilgili üç türlü denetim mekanizmanın olduğu belirtilmektedir. Birincisi idari, ikincisi siyasi ve üçüncüsü de yargı yolu ile denetimdir.
Elbette ki, bu denetim yollarından en etkili ve caydırıcı olanı yargı yolu ile yapılanıdır. Ancak bu diğer denetim yollarının etkisiz ve yetersiz olduğu anlamına gelmez.
Diğer denetim yollarının ve özellikle de siyasi denetim yolunun etkili olması siyasi iradenin muktedir olmasına bağlıdır.
Siyasi iradeden kastımız TBMM’dir.
Ülkenin gündemini meşgul eden en son andıç meselesinde, siyasi irade yetersiz ve pasif kalmıştır.
Zira bu mesele bağımsız yargının meselesi denilerek geçiştirilecek bir mesele olmaktan çıkmış bulunmaktadır.
Şayet iddia edildiği gibi ortada suç var ise, suçun mağduru tüm millet ve milleti temsil yetkisini elinde bulunduran TBMM dir.
Kuvvetler ayrılığı ilkesine göre; her erkin görev alanı Anayasamızda net olarak belirtilmiştir.
Buna göre; idari denetim yolu da, etkili bir denetim mekanizmasıdır.
Böyle bir olayda, idari denetim yolunun işletilmesinin usulü; Genel Kurmay Başkanlığı Başbakanlığa bağlı bir kurumdur. Bu konuda Başbakanın herhangi bir emir ve direktiflerinin olup olmadığını bilemiyoruz.
Ancak basından takip edebildiğimiz kadarıyla bizde hâsıl olan kanaat Başbakanımızın bu yönde her hangi bir direktifinin olmadığı yönündedir.
Ancak halkın temsilcisi olan TBMM'nin bu konuda Milletvekillerinin bireyler görüş belirtmelerin dışında kurumsal olarak çok pasif kalması şaşırtıcı bir durumdur.
Zira böyle bir meselede asıl mağdur TBMM'dir.
TBMM'si Anayasada kendisine verilen görev ve yetkiyi kullanmamaktadır.
Bunun nedenini de anlamak oldukça zordur.
Siyasi iradenin bu konuda kendi üzerine düşeni yapmayıp da işi yargı erkine havale etmesi, bu mesele ile ilgili sorumluluk almaktan çekinmesi anlamına gelmektedir. Elbette ki, yargı görevini en iyi şekilde icra edecektir.
Ancak bu TBMM'nin üzerine düşeni yapmasına engel değildir.
TBMM'si en kısa zamanda bu konuyla ilgili, öncelikle Meclis araştırması, gerektiğin de Meclis soruşturmasını başlatarak siyasi denetim mekanizmayı harekete geçirmesi elzemdir.
Zira öncelikle sucun mağduru olan TBMM Anayasal haklarını kullanmalıdır.
Aksi takdirde siyasi iradenin olay karşısında duruşundaki samimiyeti tartışılır hale gelmesi kaçınılmazdır.
Bu arada siyasi iradenin, muhalefet kanadının “bize ne canım” şeklinde ki umursamazlığının izahı siyasi hırs ve beklenti ile açıklanabilir.
Ancak iktidar kanadındaki bu kurumsal sessizliğin nedeni günü kurtarma ya da tavizleşerek belli bir noktada birleşme anlamında ise şayet, bu anlayış onların hayatlarının hatasıdır.
Ve bu hatayı siyasi hayatlarını sona erdirerek veya erdirtirilerek ödemek zorunda kalabilirler.
Kısacası siyasi irade derhal konuyla ilgili anayasal yetkilerini kullanmalıdır.
Bunun yanında seçimlerde halka vaat ettiği siyasi partilerin kapatılması ve anayasa ile ilgili değişiklikleri derhal yapmalıdır.
Ne olur bu sefer de geç kalmış olmayalım.
Malum belgenin gerçek mi sahte mi olduğunu yönündeki tartışmalarla vakit kaybetmeyelim.
Bütün bu soruların cevabı Meclis araştırması sonucunda ortaya çıkacaktır.
TBMM'si Millet adına ve milletin onuru için bu vazifesini derhal deruhte etmelidir.
Bu Ülkenin artık kaybedecek bir saniye bile zamanı yoktur.
Aksi takdirde, Milletin vekilleri olarak, tarih önünde ve millet vicdanında mahkûm olmaktan kurtulamazsınız.