-
               
  v   Yazılar
  v   İlanlar
  v   Künye
Ar�ivde Haber Ara

 Ar�ivde Haber Ara:

 
BİLECİK NEDEN EVET DEMEDİ?
  Yazılar || Durmuş GÜNSUR
   BİLECİK NEDEN EVET DEMEDİ?


BİLECİKLİLER YAPILANI GÖRMEECEK KADAR KÖR VE NANKÖR MÜ?

BİLECİK NEDEN EVET DEMEDİ?

     12 Eylül 2010 Türk Milleti için milat oldu.
     Bu gün yazılmasa da, yazılamasa da, gelecekte bu günle ilgili çok şey yazılacak ve söylenecek.
     Olayın Türkiye boyutunu, ulusal yorumculara bırakarak, biz Bilecik'i ele alalım.
     Bilecik'te, yüzde 49,5 evet oyuna karşılık yüzde 50,5 hayır oyu çıktı. En büyük fark ise merkezde yaşandı ve 3 bin 55 fark yiyen evetçiler bu farkı bir türlü kapatamadı.
     Haritada farklı renge büründük. Denize kıyısı olmayan illerden sürpriz olan tek il Bilecik oldu.
     Evet oyları beklenenin üstünde, hayır oyları ise beklenenin altında çıktı. Çünkü hem toplumsal beklentiler hem de AK Parti tarafından yaptırılan anketler hayır oylarının çok daha yüksek olduğunu gösteriyordu.
     Evet oyları, evetçilerin beklediği gibi yüzde 55 ile 60 arasında çıksaydı, Bilecik'te ciddi bir eksen kaymasından söz edilebilirdi. Eksen kaymasına ramak kaldığını gösteren bu sonuç, özellikle AK Parti cephesinde irdelenmesi gereken bir sonuç.
     Öte yandan, Bilecik'e en çok hizmet eden hükümetin referandum kararı ile bu hizmeti alan insanların kararlarının örtüşmemesi ise sosyolojik olarak araştırılması gereken bir başka mesele.
     Peki neden, evet çıkması gereken bir ilde hayır çıktı?
     Evet'in başını çeken AK Parti'nin Bilecik'e yaptıklarını yapan hükümet bu güne kadar çıkmadı. AK Parti döneminde çok şey değişti.
     Bu cümlenin altını doldurmak için, çok uzağa değil 10 yıl öncesine gidelim.
     10 yıl önce Bilecik'in öncelikli ve önemli gündem maddeleri şöyleydi:
     Acilen Üniversite kurulmalı.
     Bozüyük - Mekece yolu yapılmalı.
     Konut sorunu çözülmeli.
     Şehir her anlamda, sanayiye ve sanayileşmeye ayak uydurmalı.
     Sanayileşmeye hız verilmeli, bu yapılırken tarım da aksatılmamalı.
     Tarihi eserler restore edilmeli ve turizm sektörü canlanmalı. Vs…
     10 yıl önce bunları konuşuyorduk.
     Peki bugüne gelindiğinde durum ne?
     Üniversitemiz kuruldu, Bozüyük'te ikincisinin kurulması için çaba harcanıyor.
     Bozüyük - Mekece yolu geçen yıl hizmete açıldı.
     Konut sorunu fazlasıyla ve çok uygun şartlarda çözüldü, köylere dahi TOKİ konutları yapıldı.
     Şehrin altyapısı konusunda ciddi adımlar atıldı. Karasu Projesi çözüldü.
     Tarihi eserler Cumhuriyet tarihinde en fazla bu dönemde restore edildi.
     Turizm sektöründe ciddi kıpırdanmalar var.
     10 yıl önce hayal dahi edilmeyen Hızlı Tren projesi gerçekleşiyor. Hem İstanbul hattı hem Ankara hattı hem de Bursa hattı yapılıyor.
     Yine hayal dahi edilemeyen Doğalgaz ilçelerde bile kullanılıyor.
     KÖYDES, BELDES, Tarım yatırımları vesaire...
     Gerçekten çok şey yapıldı.
     Gelelim bu günkü gündemimize…
     Bilecik'e ikinci bir devlet üniversitesi veya vakıf üniversitesi kurmak.
     3. Organize Sanayi Bölgesinin hayata geçirmek.
     Havaalanı kurmak.
     Sakarya Nehri üzerinde taşımacılık yapmak için projeler geliştirmek.
     Bilecik'i, ziyaret ve ilgi bakımından ikinci Çanakkale yapmak. Vs…
     Bunlara ilçelerin beklentilerini de katarak yeni projeler ekleyebilirsiniz.
     10 yıl içinde, büyük sorunları çözülüp beklentileri karşılanan ve bunlar yapılırken de hayal dahi edilmeyen projeleri gündeme gelen başka bir il olduğunu sanmıyorum.
     Hesaplansa belki de kişi başına en fazla yatırım düşen birinci il oluruz.
     Bu tabloya göre, AK Parti'nin seçimlerde rakipsiz, referandumdan da yüzde 70 oy alması gerekmez miydi?
     Elbette gerekirdi ama olmadı.
     Bu millet yapılanı görmeyecek kadar kör, inkar edecek kadar da nankör olmadığına göre sorun nerede?
     Bunu bir misalle açıklayalım.
     Türk basının meşhur üçüncü sayfa haberlerini bir hatırlayalım. Orada sık sık görmeye alıştığımız bir haber vardır.
     Başlık şöyle: İşadamının oğlu babasının doğum günü hediyesi olan villasında intihar etti!
     Haberin detaylarına gelince: Falan işadamının oğlu, İstanbul Boğazındaki villasında,  aşırı dozda eroin kullandıktan sonra silahı şakağına dayayarak hayatına son verdi.
     Bu haberin yanında gözü yaşlı bir baba ve onun ağzından dökülen şu sözler: Ben oğluma her türlü imkanı sağlamıştım: villa da aldım, son model araba da aldım, her yaz başka ülkeye tatile de gönderdim, yediği önünde yemediği arkasındaydı. Dana 3 gün önce arkadaşları ile Paris'e gezmeye gitmişlerdi. 2 hafta önce, iş seyahati için yurt dışına giderken eve uğramıştım ve o zaman görüşmüştük, hiç bir sorunu da yoktu. Neden intihar etti anlamadım!
     Klasikleşen haber bu.
     Bu üçüncü sayfanın satılarının arasına girmeyen bir gerçek var ki; o zengin baba evladına her türlü maddi imkanı sağlamıştı ama sevgi ve şefkat gösterememiş, hayatı maddeden ibaret görerek manevi gıdaları verememiş, girdiği manevi boşluğu dolduramamış ve gencecik çocuk o boşlukta kaybolup gitmişti.
     İşte, Bilecik'in durumu da aynen böyle!
     Bilecik halkı, yol istiyor, konut istiyor, üniversite istiyor, yatırım istiyor ve bunun içinde yeri geldiğinde sandıkta teşekkürünü de fazlasıyla ediyor ama asıl istediği maddi hizmetlerden ziyade manevi hizmetler. Güler bir yüz, tatlı bir söz, samimi bir duruş ve sahip çıkılmak istiyor.
     AK Parti'nin bazı icracı ve vitrin insanları hizmet yaparken bu temel insani kuralı ihmal etti.
     Bürokrasiden bunalan, mevzuattan sıkılan, ekonomik sorunlardan usanan millet, AK Parti kapılarında bir teselli, bir şevkat ve bir merhamet aradı. Ama aradığını bulamadı.
     Bürokrasinin çarkları arasında inim inim inleyen insanlar, çaresizlikle çaldıkları siyaset kapısının da yüzlerine kapanması ile boşluğa düştü ve ne yapacaklarını şaşırdılar.
     Özellikle yerel yönetimler, toplumda gayri memnunlar yığınları oluşturmaya başladılar.
     Kamu gücünü, şahsi emellerine alet ederek, gücün adaletsizliği ile intikam aldıklarını sanarak aynaya kılıç salladılar ve toplumla aralarına Çin Seddi gibi duvarlar ördüler. Fil Dişi kulelerine çekildiler bu da yetmiyormuş gibi aşağıya taş atmaya başladılar.
     Millete hizmet etme makamlarını, siyasi emellerine basamak olarak kullandılar.
     Kendilerine lütfedilen nimetlerin şükrünü, hizmet ederek eda etmek yerine, kendilerini, insanlara rızık ve  nimetler lütfeden insanüstü varlıklar olarak görmeye başladılar.
     Teşkilatlar; ya nemalanmak için, ya kartvizitlerine bir sıfat yazdırmak için ya da siyasi istikbal hesabı için bir araya gelmiş insanlar olmanın ötesine gidemedi.
     Peki, bu topluluk için de hiç mi samimi insan yoktu?
     Elbette vardı ve hala da bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar var. Ama onların varlığı ve samimiyeti bu işi ancak buraya kadar getirebiliyor.
     Ne yazık ki, evet cephesindeki acı gerçekler bunlar.
     Allah, AK Parti'ye kapatma davası açılması sürecinde teşkilatları, yerel seçimler sürecinde seçilenleri ve seçtirenleri, referandum sürecinde de hepini imtihan etti. Ve hepsinde de çok ince mesajlar verdi. Ama bu mesajlar ne anlaşıldı, ne algılandı ne de yorumlandı. 
     Kimse, sandıkta hesaba çekilmeden önce kendini hesaba çekmedi.
     Sandıkta AK Partiyi hesaba çekenlerin kalplerini evirip çevirenin hesabı da işte bu.
     Bu hesabın üstüne hesabı olan varsa, buyursun... Meydan onların…


 


[ Yazan : bilecik | Tarih: 21.09.2010 | Okunma : 3707 ]
         Oy : 37-Puan : 177



Son 5 Yorum

Ekleyen: tevfikbey

adamınbiri hay azına sağlık


siyasetin dışında ama olanı biteni iyi tahlil eden birinin yorumu tarafsız yani hakikaten vatandaş.


diğerleri bunları niye göremiyor anlamak çok zor


galiba artık tarafsız vatandaş kalmadı.snki herkes ''benim vatandaşım'' pozisyonunda.devletin genel politakalarından dolayı yapılan işleri yol,toki,doğalgaz v.s mevcut siyasilerin bileciğe bir lutfu gibi görmeyi bırakıp;eğitim,sağlık,iş ve eokonomik olarak daha iyi yaşamadıklarını sorgulamaya başlıyacaklar acaba


Tarih : 25.09.2010 10:50:24

Ekleyen: centro
Adamın biri, yorumunda bazı insanlar gibi yargı davalarından ve kapatma
davalarından bahsetmeyeceği gibi bir ifade kullanmış. Aslolan site
yazarının yazdıklarıdır bizlerde onun yazılarına değinerek fikirlerimiz
ile yazarın yazılarını destekler yada eleştiride bulunuruz. Ben yazmış
olduğum yorumda, yazarın değinmiş olduğu konuların tümü hakkında fikrimi
yazarım, sen sadece bir bölümü hakkında yorumunu yaparsın. Ama
yazanlarıda sanki kabahat islemişler gibi bir ifade kullanmazsın. Ben ne
akp.nin nede muhalefetin sözcüsüyüm nede böyle bir vazife edindim
kendime, benimde herhangi bir siyasi partiye kaydım yok ama kaydı olan
bir vatandaş ile fikirlerim doğrultusunda herhangi bir üstünlüğümde yok.


Bir değerli arkadaşımda akpyi tokat manyağı yapmış, neye dayanarak bunu
ifade ediyorsun. Akp iktidara geldiğinden beri bir kesime göre o tokatı
hep yiyor ama her seçim sonucunda Akp yine birinci parti oluyor. İşte
benim anlatmaya çalıştığım yazdığım ilk yorumda da ifade etmek istediğim
bu, bir kesim insanlar akpnin oy kaybettiğini, başarısız olduğunu,
milletin onları istemediğini vurgulamak için ter döküyor. Bilecikte akp
başarısız imajı için ter dökülüyor ama sonuç hiçte öyle denildiği gibi
değil.
Tarih : 25.09.2010 07:23:13

Ekleyen: Necdet
Bilecik'liler ne nankördür nede kördür. Bence yorumcuların Bilecik'teki rereferandurum sonuçlarını kabul edemediğinin feryatlarıdır.
Tarih : 25.09.2010 00:56:05

Ekleyen: adaminbiri

Yazılan makaleyi ve yorumları okuyunca yazmadan edemedim..


 Ben hiç bir siyasi parti mensubu olmayan,önyargılardan uzak,siyasetin dışında ancak olana bitene de yabancı kalamayan sade bir vatandaşım..Bozüyük'de yaşıyorum.


  Manşette kullandığınız cümle zaten peşinen bir fikre bağlanıldığını ve diğer fikirleri peşinen reddeden bir vurguya sahip.Elbette değerli hükümetimizin Bilecik için yaptıklarını inkar edecek değilim veya bazı insanlar gibi ne yargı ne de kapatma davaları ile ilgili bir şeye değinecek değilim.Bozüyük'de yaşayan ve değerli AKP milletvekilimizin aslen Bozüyük'lü olduğunu çok ama çok iyi bilen sade bir vatandaş olarak derdimi anlatmaya çalışacağım.


 -Sanırım sizin Bozüyük'de (sebebi her ne olursa olsun,sonuçta milli servet)kapanan ve 2 senedir çürüyüp giden ekipmanıyla perişan olan işletmelerden haberiniz yok.


 -Daha önce fabrikalarda çalışmak için başka il ve ilçelerden Bozüyük'e yerleşmek için can atanlar varken şu anda bir çok insanın Bozüyük dışında iş imkanları bulma çabası içinde olduğundan da haberiniz yok.


  -Belkide sizin Bilecik'de 3. organize san. bölg. kurulma çalışmaları varken Bozüyük'de BORSAB'da (Bozüyük Organize Sanayii Bölgesi) 120 küsür parselden ancak 25-30 tanesinin satıldığından,gerisinin atıl durumda bulunduğundan haberiniz yok.


  -Belkide sizin eskiden başka il ve ilçelerden taşımalı sistemle yüzlerce işçi getirildiğini,ancak şu anda Bozüyük ilçesinden başka ilçelere taşımalı sistemle işçi taşınmaya (örnek:söğüt,pazaryeri, bilecik) başlandığından haberiniz yok.


  -Belkide sizin son 7-8 senedir genel merkezleri başka illerde ancak fabrikaları ilimizde bulunan şirketlerin nasılda en vahşi kapitalizmin de ötesine geçip ellerinden geldiğince asgari ücretten ve taşeron içşi çalıştırma politikalarının tekrar hortladığının da farkında değilsiniz.


  -Ve işin kötüsü Bir Bozüyük'lü olarak bütün bu anlattıklarım olurken biri Sosyal Demokrat ve Halkçı ve diğeri içimizden, ilçemizden çıktığını düşündüğümüz (her ne kadar pek güler yüzünü göremesek de.[Bilecikliler güler yüzlü insanlardır çünkü])iktidardaki AKP milletvekili döneminde oluyor.


  -Ben bir Bozüyük'lü olarak özellikle hemşehrime verdiğim oy dolayısıyla hakkımı helal etmiyorum.


   Okuyan ister inanır ister inanmaz,ama ben yinede özellikle belirteceğim.Bu yazdıklarımın tamamı sade bir vatandaşın safiyane,önyargısız duygularıdır..İsteyen istediği gibi değerlendirsin..


  Saygılar...


Tarih : 24.09.2010 21:48:41

Ekleyen: tarafsiz
Şimdi bu yazıyı okuyunca ben şunu anladım.Demekki ne kadar hizmet edersen et isterse ağzınla kuş tut bazılarını memnun etmek çok zor.Koyu fanatik bir particilik var ilimizde.Onun için hizmetlere nankörlük etmek çok normal.Zaten bu sebepten dolayı bir türlü kabuğumuzu yırtamadık.Eller aya bizler hala yaya olarak yolumuza devam ediyoruz.Geçmişimizi çok çabuk unutan bir  toplumuz.Küstüğümüz dağın odununu yakamayacak kadar kibirliyiz.Referandum sonuçlarında özellikle tokilerin sandığına baktım hayret ettim orada bile hayır çıktı.Sorarım şimdi sizlere bu hükümet olmasaydı oradaki muhteremlerin kaç tanesi ev sahibi olabilirdi.İnsana babası bile o kadar uzun vadeli borç vermez nimetlere şükür gerekmezmi işte yazar Durmuş kardeşimizin başlığındaki gibi gerçekten Bilecik kadir kıymet bilmeyen bir yer oldu.Pireye kızıp yorgan yakmak diye buna denir.İçeriden bakınca bilecikliler geliştiklerini görmüyorlar bizler dışarıdan bakıyoruz gerçekten harika bir şehir oldu.Birde siyasi yönden bakalım. Chp milletvekili çıkardı zamanında belediye başkanı çıkardı ne yaptı hiç!.Mhp vekil çıkardı o ne yaptı koskoca bir sıfır.Sadece Dyp zamanında o da sayın Bahattin Şekerin katkılarıyla ilimiz biraz büyüdü.Ak Parti geldiğinden beri yılların yorgunluğunu üzerinden atan bilecik bambaşka bir hale geldi eeee artık bunları görmemek içi hakikaten kör olmak lazım.Saygılarımla
Tarih : 24.09.2010 18:15:25


ÜYE OLMAYANLARDA YORUM YAZABİLİRLER!!
 

Kullanici adı

:


Kodlar , Duygular (Smile'ler)

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan
HABER11 hiçbir şekilde sorumlu değildir ve sorumlu tutulamaz. Tüm Yasal Yükümlülükler yorum sahibine aittir.

Üyelik
Kullanıcı : 
Şifre : 
Güvenlik : 914442             
Güvenlik : 
Hatırla :   

  
Her Hakkı Saklıdır. Site İçindeki Haber ve Resimler İzinsiz ve link vermeden yayınlanamaz.
Web Tasarım: Celal BIRADLI
Bu sayfa: 0,03 saniyede yorumlandı.