-
               
  v   Yazılar
  v   İlanlar
  v   Künye
Ar�ivde Haber Ara

 Ar�ivde Haber Ara:

 
MÜJDELENMİŞ KAVİM; OSMANLI
  Yazılar || Durmuş GÜNSUR
   MÜJDELENMİŞ KAVİM; OSMANLI


MÜJDELENMİŞ KAVİM; OSMANLI
Araştırmacı Tarihçi -  Durmuş Günsür

     Son yıllarda alevlenen Osmanlı devletinin kuruluşuna ilişkin tartışmalar, her ne kadar mekansal bir zeminde devam ediyor gibi görünse de, Osmanlı'ya olan ilginin artmasına, araştırmaların mekanın ötesine geçmesine ve kuruluş gerçeğini keşfe yönelmiştir. Bu hem Osmanlı’nın nazara verilmesi, hem kuruluş dinamiklerinin keşfi ve en bilinmeyen zaman dilimi olan ilk dönemin aydınlanması açısından büyük önem taşımaktadır.
     Dikkatler tam da bu noktaya çekildiğinde, 600 yıllık muhteşem bir devletin temellerinin 400 çadırlık bir aşiret tarafından atılmasının bilimsel ve mantıklı bir açıklamasının olmaması karşımıza çıkıyor.
     Osmanlı'nın kuruluş tartışmalarının merkezindeki isim olan Prof. Dr. Halil İnalcık da bu noktaya dikkat çekiyor ve  "Dünya tarihinin ve Türk tarihinin en büyük sorunlarından biri, 14. yüzyılda Batı Anadolu'da ortaya çıkan bir Türkmen beyliği'nin yarım yüzyıl içinde Tuna'dan Fırat'a kadar uzanana bir imparatorluk haline gelmesi sorunudur" diyerek konunun önemini ve sorunun büyüklüğünü ifade ediyor.
     Fransız Tarihçi Fernand Grenard ise, İnalcık’a cevap olabilecek bir cümle sarfediyor ve Osmanlının kuruluşunu mucizevi bir hadise olarak görerek "Osmanlı İmparatorluğunun kuruluşu, insanlık tarihinin en büyük ve en şaşılacak olaylarından birisidir. Onların kaderlerindeki en büyük fevkaladelik başlangıçları oldu. Büyük bir netice için pek küçük olarak işe başladılar" diyor. Bu kadar küçük bir başlangıcın bu kadar büyük netice vermesi karşısında tüm tarihçiler şaşırıyor.
     Demek ki, bu dönemin baş döndürücü gelişmelerini, Osmanlı'nın adaletine, hoşgörüsüne, birlik ve beraberliğine, askeri ve siyasi dehasına bağlamak da sorularının tam anlamıyla cevabı olmamış, olamamış.
     İşte bu noktada; aklın ve mantığın, bilimin ve tarih kriterlerinin pes ettiği noktada, aklı susturacak ve vicdanları tatmin edecek manevi güç devreye giriyor. Yoksa, bu ve buna benzer hadiseleri akıl ve mantık düzleminde açıklamaya çalışmak, aklı ve mantığı çıkmaza sürüklüyor.
     Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, bu durumun akıl ve mantıkla çözülemeyeceğine dikkat çekip,  birazda gayri Müslim yazarların yolda takılıp kaldığı çakıl taçlarını aşamamalarının nedenini ortaya koyma adına "Osmanlı'yı tam olarak anlamak için Müslüman olmak gerekir" diyor. Akgündüz, bu sözleri ile, olayın dini boyutuna, cihat ruhuna ve ilahi inayete çekmiş, olaya farklı bir  pencere açmıştı. İnalcık'ın sorusunun cevabını bulmanın da tek yolu bu olsa gerek. Aksi taktirde bu sorunun cevabını bulmak imkansız bir hal alır.
     Osmanlı'nın Söğüt'teki ilk mescidi ve mabedi olan, 1281 yılından önce, Ertuğrul Gazi döneminde yapılan Kuyulu Mescit'in, giriş kapısının üzerinde bulunan "Onlara karşı size Allah yeter" ayeti, Osmanlı'nın güvendiği ve dayandığı gücü apaçık ortaya koyuyor. Kim tarafından, ne zaman ve neden asıldığı belli olmayan bu ayetin verdiği manevi güç ve motivasyon Osmanlı'yı üç kıtaya götüren amilin kaynağına işaret ediyor..
     Evet, tüm bunların ışığında şunu açıkça söyleyebiliriz ki, Osmanlı'nın kuruluşu tesadüfi bir tarih olayı olamayacak kadar planlı ve programlı, akıl ve mantıkla açıklanamayacak kadar manevi destekli ve bu desteği alacak kadar da liyakatli ve müjdelenmiş bir kavimdi.
     Bir dönem ‘Kabe'ye eşdeğer misyon üstlenmiş olan Söğüt’ ve Söğüt'ün bağrındaki dirilişin bir avuçluk erleri, İslam’ın ve İnsanlığın makûs talihini etkileyecek bir medeniyet kuracak kadar bilgi ve birikime, tam anlamı ile sahip olamasalar da, çadırda yaşayan göçebeler olsalar da,  müjdelenmiş ve vazifelendirilmiş insanlardı.
     O müjdelere gelince;
     Osmanlı'yı ilk müjdeleyenlerden birisi Dede Korkut'tur. Sahabe olduğu rivayet edilen Dede Korkut, "Korkut Ata ayttı, ahır zamanda hanlık gerü Kayıya değe, kimesne ellerinden almaya, ahır zamanda olup kıyamet kopunca" demiştir. Orhan Şaik Gökyay'ın "Dedem Korkudun Kitabı" adlı eserinin ön sözünde değindiği bu bu sözler, Kayı'nın hanlığı kuracağını yıllar öncesinden müjdelendiğinin göstermektedir. (Dede Korkut'un, Türkler Müslüman olmadan çok önce, Mekke'ye gittiği, Peygamber Efendimizle görüşüp Müslüman olduğu, geri döndüğünde de insanları kötülüklere karşı uyarıp korkuttuğu, bu nedenle de Korkutan Ata adını aldığı rivayet edilmektedir.)
     Dede Korkut’tan çok sonraki müjde ise Muhyiddin İbn Arabi'ye aittir. Bu büyük zaat Osmanlı'nın kuruluşundan yaklaşık 1 asır önce, 'Daire-i Nu'maniye Fi'd Devlet'il Osmaniye' adlı eserinde, Ayet-i Kerimelerin gizli manalarından ve Ebcet hesabından çıkardığı sonuca göre; Osmanlı Devleti'nin kurulacağını ve bu devletin şanının yüce olacağını, dine büyük hizmetler edeceğini ve kıyamete kadar da payidar kalacağını söylemiştir. Önemli tarih kaynaklarımızdan Müneccimbaşı Ahmet Dede'de bu bilgiyi teyit etmiş ve bu müjdenin Osmanlı'nın kuruluşundan yetmiş yıl önce verildiğini ifade etmiştir.
     Gazeteci Yazar Ali Erdal Hocamızın 'Kaynağı Bulan Adam; Ertuğrul Gazi' isimli eserinde zikrettiği ve Kâmil Su'nun 'Osmanlı Devleti'nin Kuruluşunda Şeyh Edebali Hazretlerinin rolü ve Mehmet Zahit Kotku Sempozyumu'nda yaptığı bir konuşmasından aktardığı müjde ise çok daha ilginç ve önemli. Sempozyumun konuşmacılarından olan Kâmil Su, Topkapı Sarayı'nda çalışması esnasında bulduğu bir belgeye dayandırdığı şu önemli sözleri sarfeder: "Osman Gazi Hazretleri henüz padişah olmamış, Bursa ve Rumeli fetholunmamıştı. Rumeli'de Siroz şehri üzerinde Margarit isminde bir manastırın keşişleri, Nücum ilmiyle, Söğüt Kasabası'ndan Osmanlı Hükümdarının çıkacağını ve Rumeli'yi fethedeceğini tespit etmişlerdir. Bunun üzerine kendilerinden oluşturulan bir heyet, yanlarından altın ve akçelerden meydana gelen hediyelerle Anadolu’ya geçerek Osman Gazi hazretlerine gelirler. Hediyeleri takdim ettikten sonra huzuruna çıkarak; "Rumeli fetholunduğu vakit bizim manastırın vakfı köyleri ve keşişleri, haraçtan ve avarızdan muaf tutun" diye yalvarırılar. Osman Gazi'de bunun üzerine; "Hak teâlâ, eğer lütuf ve inâyetinden bize padişahlık verir de Rumeli fetholunursa, Margarit Manastırının keşişlerini ve vakıf köylerini haraçtan ve sair avarız ve vergiden muaf ve müsellem olsun" şeklinde hüküm vermiştir. Bu hüküm, bu belgenin yazıldığı 1543 yılına kadar gelen Osmanlı Hükümdarları tarafından da aynen yenilendiği bildirilmektedir."
     Ertuğrul Gazi'nin sancaktarı ve Şeyh Edebali'nin müritlerinden, mücahit ve akıncı derviş olan Kumral Abdal, Ermeni Derbendi denen yerde Hz. Hızır'la (a.s.) görüşür. O tarihlerde Anadolu coğrafyasındaki Müslüman ve Türkler param parçadır. Moğol istilası ile Anadolu kan gölüne dönmüş ve tarihçilerin ifadesi ile "İslam medeniyeti dondurulmuştur." Anadolu’daki bu ümitsizlik manzarasının hakim olduğu yıllarda Hızır (a.s.) ile Kumral Abdal'ın görüşmesinde, Hızır (a.s.) dağılmış olan müslümanları Osman Gazi'nin bir bayrak altında toplayacağından bahsetmiştir. Aşıkpaşazade'nin eserinde de geçen bu hadisede Hızır (a.s.), Kumral Abdal'a, (Osman Gazi'yi kastederek) "O gencin geleceği pek ümitlidir. Kendisine bu müjdemizi ulaştır" der ve Osmanlıyı müjdeler.
     Kumral Abdal bu müjdeyi Osman Gazi'ye ulaştırmak için gittiğinde Osman Gazi'yi Şeyh Edebali'nin dergahında ve huzurunda bulur.
     Osman Gazi, o gece, Şeyh Edebali Dergahında misafir olmuş, yatması için gösterilen odaya girdiğinde terekte Kur'ân-ı Kerim'i görmüş, ürpermiş ve "Allah kelamının olduğu yerde ayak uzatılıp yatılmaz" diyerek, yaklaşık 6 saat huşu içinde, oturmuş, namaz kılmış, dua etmiş ve sabah ezanı saatlerinde yakaza halinde bir rüya görmüştür. Rüyasında Şeyh Edebali Hazretlerinin göğsünden bir nurun çıkıp kendi göğsüne girdiğini, bunun üzerine bağrından büyük bir çınar ağacının yeşerdiğini ve bu çınar ağacının dallarının 3 kıtayı sardığını, insanların o ağacın gölgesinde toplandığını görür. Sabah ezanı ile uyanan Osman Gazi, rüyasını Edebali Hazretlerine anlattığında "Oğul Osman müjdeler olsun ki Allah sana ve nesline saltanat nasip etti. Hayırlı, mübarek ola. Kızım Bala Hatun da helalin olsun!" diyerek Osmanlı'nın müjdesini verir. Allah kelamına gösterdiği 6 saatlik bir saygı ve hürmet karşılığında Allah Osman Gazi'ye 600 yıl hüküm sürecek bir devlet nasip emiştir.
     Bu esnada Kumral Abdal, Hz. Hızır'ın (a.s.) müjdesini de Osman Gazi'ye iletmiştir.
     Aşıkpaşazade ve Neşri tarihleri başta olmak üzere diğer tarih kitaplarında sık sık rastlanan bu hadiseye Dursun Fakih Hazretleri ve Kumral Abdal'ın da şahit olduğu, hatta Osman Gazi ile Şeyh Edebali'nin kızı Balahatun'un nikahını da Kumral Abdal'ın kıydığı belirtilmektedir.
     Müneccimbaşı Ahmet b. Lütfullah'ın  Câmiüd Düvel Osmanlı Tarihi adlı eserinde ise Mevlana Celaleddin-i  Rumi'nin müjdesinden bahsediliyor. Müneccimbaşı'nın anlattığına göre, Ertuğrul Gazi, Konya'yı ziyarete gittiğinde beraberinde Osman Gaziyi de götürür. Mevlana Hazretlerinin hayır duasını almak için götürülen Osman Gazi daha çocuk yaştadır. O sırada Selçuklu Sultanının Kalenderi bir şeyhe bağlandığını duyan Mevlana Hazretleri, Osman Gazi'nin elinden tutar ve "Şayet sultan kendine bir baba bulduysa, biz de kendimize bir oğul bulduk" der. Osman Gazi'ye hayır dualar eden Mevlana Hazretleri, Osman Gazi'nin büyük ve daim kalacak bir devlet kuracağını, soyunun Mevlana'ya bağlı kaldığı sürece devletlerinin daim olacağını müjdeler.   
     Muhyiddin İbn Arabi'den Mevlana Celaladin-i Rumi'ye, Şeyh Edebali'den Hz. Hızır'a (as), Kumral Abdal'dan Siroz'lu Keşilere kadar, bildiğimiz ve bilmediğimiz bir çok müjde, Osmanlı'nın seçilmiş, vazifelendirilmiş ve müjdelenmiş bir kavim olduğunu apaçık göstermektedir.
     Osmanlı'nın kuruluşundaki fevkaladeliği ancak bu gözle bakarak, algılamak ve açıklamak mümkün olur. Bundan daha önemlisi ise Osmanlı’ya layık olabilmek… 


[ Yazan : bilecik | Tarih: 10.02.2011 | Okunma : 2404 ]
         Oy : 10-Puan : 50



Son 5 Yorum

Ekleyen: Misafir

HARİKA OLMUŞ BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLERİM


 


Tarih : 18.03.2012 23:35:07

Ekleyen: ali osman soylu

BİLECİK’İN, TARİHTEKİ NAMLI EŞKİYALARI
Durmuş  Günsur'un araştırma haberi
sn.Günsur;


Yazınız da geçen Kolyoncu Ali'nin akibeti hakkında bilgi,rivayet varmıdır?Açıklayıcı bilgi verebilirseniz sevinirim.


selamlar .


ali osman soylu


bozüyük devlet hastanesi


Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!


Tarih : 11.03.2011 15:18:06

Ekleyen: ibrahim öztosun
NE MUTLU Kİ BİZLERE O YÜCE İNSANLARIN TORUNLARIYIZ.Ne varki onlar
kendilerine Kuranı kerimi ve peygamber efendimizi rehber edinmişler bu
adap üzere hareket etmişlerdir.Maalesef bizler öylemiyiz acaba her
hekesin şöyle oturup bir otokritik yapması lazım.Sorun bakalım kaç kişi
osmanlıyı anlatabilecek %1 zar zor çıkar.Ama magazinden futboldan
mankenlerden tv dizilerinden şurdan burdan sorulara tek tek cevap
verirler.İnşaallah Yüce Allah onların hürmetine bizleri kıyamete kadar
pahidar eylesin.Amin.Durmuş kardeşime teşekkür ediyorum bilecikli olmadığı halde tarihimizi çok güzel araştırmış öğrenmiş.Tv kanallarında öyle güzel anlattıki ben bile ağzım açık dinledim bir bilecikli olarak tarihimizden bey haber olduğumuzu Durmuş kardeşimiz bile bizden daha iyi araştırma yaptığını görünce utandım.Aslında şöyle bir araştırma yapılsa öyle zannediyorumki daha Şeh Edebalı nın türbesini görmeyen bir çok bilecikli vardır.Aslında yerel yöneticiler buralara tur düzenlemeli sayın Durmuş Günsur'a da kılavuzluk görevi verseler bayağı tarih bakımından bir şeyler öğrenilir düşüncesindeyim yoksa bizlerin araştırıp öğrenmeye pek niyetimiz yok.

Tarih : 19.02.2011 15:12:55

Ekleyen: Misafir
Bu kadar tarihi kroniği bu kadar müthiş bir şekilde analiz etmişiniz. Helal olsun size Durmuş bey. İnanın sizin yaptığınızı ne Halil İnalcık, Ne Fuat Köprülü, ne P.Wittek ve ne de Gibbons yapabilirdi.Sizi tüm zamanların en iyi tarihçisi ilan etsek mübalağa yapmış olmayız....
Tarih : 19.02.2011 01:23:25


ÜYE OLMAYANLARDA YORUM YAZABİLİRLER!!
 

Kullanici adı

:


Kodlar , Duygular (Smile'ler)

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan
HABER11 hiçbir şekilde sorumlu değildir ve sorumlu tutulamaz. Tüm Yasal Yükümlülükler yorum sahibine aittir.

Üyelik
Kullanıcı : 
Şifre : 
Güvenlik : 600809             
Güvenlik : 
Hatırla :   

  
Her Hakkı Saklıdır. Site İçindeki Haber ve Resimler İzinsiz ve link vermeden yayınlanamaz.
Web Tasarım: Celal BIRADLI
Bu sayfa: 0,05 saniyede yorumlandı.