-
               
  v   Yazılar
  v   İlanlar
  v   Künye
Ar�ivde Haber Ara

 Ar�ivde Haber Ara:

 
OSMANLI NEREDE KURULDU; BİLECİK Mİ, YALOVA MI?
  Yazılar || Durmuş GÜNSUR
   OSMANLI NEREDE KURULDU; BİLECİK Mİ, YALOVA MI?


OSMANLI NEREDE KURULDU; BİLECİK Mİ, YALOVA MI?

     Son yıllarda Bilecik’i en çok etkileyen soru bu oldu: Osmanlı nerede kuruldu; Bilecik mi, Yalova mı?
     Bu ‘hayati’ soruya cevap bulmak için 2009 yılında Bilecik’te ‘Osmanlı İmparatorluğunun Kuruluş Meseleleri Sempozyumu’ düzenlendi. Daha sonra sempozyum kitap haline getirildi.
     Konuyla az biraz ilgim olduğu için merakla beklediğim kitaptı.
     Rektörümüz Prof. Dr. Azmi Özcan, geçtiğimiz günlerde bu kitabı bize de gönderdi. Ancak, siyasi atmosferin ruhumuzda kopardığı fırtınaların arasında kaybolmasın diye okumayı biraz ertelediğim kitabı nihayet okudum.
     Malum, ‘Osmanlı Yalova’da kuruldu’ tartışmalarının alevlendiği günlerde, üniversitemiz, üzerine düşen tarihi sorumluluğa uygun bir şekilde bir sempozyum düzenlemiş ve ‘Kuruluş meselelerine’ kafa yoran tarihçilerimizi Bilecik’e getirerek bir sempozyum düzenlemişti.
     “Bilecik tarihi” için kilometre taşı sayılabilecik bu sempozyum, Yalova’nın tezi gibi magazinleşip ülke gündemine gelemese de, bilim çevresi ve ilgilileri tarafından takdire şayan ve “hakadene hakkının verilmesi” olarak değerlendirildi.
     Dikkat edilirse, bu sempozyumla meselenin ilmi zemine çekilmesinin ardından “Yalova tezi” de gündemden uzaklaşmaya ve dillendirilmemeye başladı.
     Bu açıdan tarihi bir öneme sahip sempozyum, kitaplaşarak da ölümsüzleşti ve elimizde kendimizi savunabileceğimiz başucu kaynağı oldu.
     Kitabın içeriğine gelince.
     Osmanlı’nın kuruluş döneminde, yani bu tarihin karanlık koridorunda yol almak elbette çok zor.
     Çünkü bu dönem, Anadolu’daki en küçük beyliğin, devlet kurma ihtimali üzerinde bile durulmayan bir aşiretin, kısa sürede, kendinden kat be kat büyük beyliklerin arasından sıyrılarak, Bizans gibi büyük bir İmparatorluğa meydan okuduğu ve yıktığı bir devlet haline geldiği muhteşem bir dönem.
     Yaşayan en büyük Osmanlı Tarihçilerinden Prof. Dr. Halil İnalcık’ o muhteşem dönemin aydınlatılamamasının altını çiziyor ve "Dünya tarihinin ve Türk tarihinin en büyük sorunlarından biri, 14. yüzyılda Batı Anadolu'da ortaya çıkan bir Türkmen Beyliği'nin yarım yüzyıl içinde Tuna'dan Fırat'a kadar uzanana bir imparatorluk haline gelmesi sorunudur" diyor.
     Muhteşem ama karanlık (bilinmeyen) bir döneme ışık tutmak için yapılan sempozyuma bu açıdan bakıldığında ne kadar önemli olduğu biraz daha anlaşılır kanaatindeyim.
     Kitapta, Osmanlı’nın menşei, kuruluş aşaması, Ertuğrul Gazi ve özellikle babasının kim olduğu, nereden geldikleri, nasıl geldikleri, Tahrir Defterlerinin tarih bilimi için önemi ve bu defterlerde kuruluş dönemine dair bilgiler ve çok önemli konular yeralıyor.
     Hacettepe Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak, Prof. Dr. Mehmet Öz ve Prof. Dr.Yunus Koç,  Mimar Sinan Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Dr. Abdulkadir Özcan, Ege Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Akif Erdoğru, Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Dr. Necdet Öztürk, Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Dr. Üçler Bulduk ile İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Feridun M. Emecan’ın bildirilerinin bulunduğu kitapta, Prof. Dr. İskender Pala, Prof. Dr. Metin Tuncel, Prof. Dr. Nezihi Aykut, Prof. Dr. Cevdet Küçük ve Prof. Dr. Azmi özcan’ın da değerlendirmelerine yerverilmiş.
     Bildiriler bölümü önemli ve uzun uzun kuruluş meselelerini anlatırken, değerlendirmeler bölümünde ise Osmanlı’nın Bilecik’te kurulduğunun altı çiziliyor.
     Prof. Dr. Metin Tuncel, Tarih ve Coğrafyayı bir birini tamamlayan unsurlar olarak gösterirken, tarihin tiyatro oyunu ve coğrafyanın ise bu oyunun oynandığı sahne olduğuna dikkat çekerek, coğrafyayı işin içine katmadan tarihin açıklanamayacağını söylüyor ve “Bu pencereden baktığımızda, kuruluşun Bilecik çevresinde olduğu şüphe götürmez bir gerçektir” diyor. Osmanlı’nın platoları sevdiğini ve buralarda yerleştiğini, Söğüt çevresinin Osmanlı’nın sevdiği coğrafya tiplerinden olduğunu da kaydeden Tuncel, Yalova gibi düz ve deniz kıyısı bir arazinin tercih edilmediğine de vurgu yapıyor.
     Prof. Dr. Cevdet Küçük ise, olayı bir espri ile açıklıyor ve diyor ki; “Vaizin biri sohbetinde vakti dolduramayınca, ‘Ey cemaat, Allah ikidir, üçtür diyenler olabilir. Siz bunlara inanmayın Allah birdir” demiş. Bunun üzerine cemaatten birisi vaize ‘Hocam biz hep Allah’ı bir bilirdik, sen bizim kafamızı karıştırdın” diye çıkışmış. Osmanlının kuruluş yeri ile ilgili çıkışları bu şekilde değerlendirmek gerekir…. Osmanlı devleti şüphe götürmez bir şekilde bu topraklarda kuruldu, mensubu olduğumuz Türkiye Cumhuriyeti gibi.”
     Prof. Dr. İskender Pala ise, olayın magazinleştirildiğine dikkat çekerek bilimselleştirilmesinin önemini vurguluyor ama ucuz bir çözüm olsa da “Yalova 2 pankart asıyorsa Bilecik 4 pankart asmalı” diyor. Bilecikli gençlere de tavsiyelerde bulunan Pala, “Eğer siz Osmanlı Devletinin kurulduğu yer olarak Bilecik’i görmek istiyorsanız, ona dair romanlar, operalar, tiyatrolar, şiirler ve denemeler üretin. O zaman Bilecik kendiliğinden Osmanlı’nın kurulduğu yer olacaktır” diyor. Pala’nın olayı kesin sonuca bağlayacak çözümü is arkeolojik kazılar yapılması.
     Sempozyumun organizatörü ve bu tarihi olayın kahramanı Rektörümüz Prof. Dr. Azmi Özcan ise,  meselenin zorluğuna dikkat çekerek, olayı “Bir sırrı anlama çabası’ olarak değerlendiriyor. Bu konuya yabancılar kadar ilgi gösterilmediğine de işaret eden Özcan, Bilecik Üniversitesinin, Bilecikle ilgili tüm arşivleri topladığını ve neşredeceğinin de müjdesini veriyor. Zamanın farklı olmasına rağmen mekanın aynı olduğunu anlatan Özcan “Ayak izleri buradadır” diyerek son noktayı koyuyor.
     Bu kitap, ilmi bir sempozyum olması itibariyle bilimsel bir çalışma olsa da, Bilecik’te yaşayan herkesin dikkatini çekecek, kendinden ve köyünden birşeyler bulacağı önemli bir kitap.
     Kitabı okuyunca ne kadar önemli bir mekanda, ne kadar önemli insanların varisi olarak yaşadığınızı bir kez daha anlayacak, Kuruluşun merkezinde bulunduğunuza tam olarak kanaat getireceksiniz.
     Osmanlı tarihi ve medeniyetinin merkezi olan Bilecik’te, bu mirasın daha iyi anlaşılması için sempozyum düzenleyen ve bunu kitap haline getirerek ölümsüzleştiren, Rektörümüz Prof. Dr. Azmi Özcan başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürlerimizi sunarız.
     Son sözüm Rektör Hocamıza: Hocam tarih yapmak kadar yazmak da önemlidir. Bilecik size minnettardır.


[ Yazan : bilecik | Tarih: 27.06.2011 | Okunma : 4625 ]
         Oy : 3-Puan : 15



Son 5 Yorum

Ekleyen: Misafir
halil inalcıklı zerre itbar edilecek bir tarihci değildir benim gözümde bu yaşına kadar bütün çalışmalarını yabancıların arşıvlerinden yapmıştır batı tarihini kendine göre yazar 90 yaşını geçti hala yanlışından dönmedi

Tarih : 04.07.2011 03:00:33

Ekleyen: Misafir
kaleminize,yüreğinize sağlık..Resimler Sadece üyeler içindir!
Tarih : 29.06.2011 06:56:44

Ekleyen: Misafir
EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜRLER, BENDE OKUYACAĞIM, BİR BİLECİK'Lİ OLARAK KÖKENİMİZİ ÇOK İYİ ÖĞRENMEMİZE FAYDALI OLACAĞINA EMİNİM, DEVAMI GELİR İNŞALLAH.........
Tarih : 28.06.2011 08:44:12

Ekleyen: Misafir
REKTÖR HOCAM BİLECİK SİZE GERÇEKTEN MİNNETTARDIR.
Tarih : 27.06.2011 17:12:46

Ekleyen: Misafir
Ben de bu kitabı okumak  isterim. Kitaba nasıl ulaşabiliriz lütfen bilgi verir misiniz. Henüz okuyamadım ama çok değerli bilgiler içerdiğine eminim. Şimdiden emeği geçen herkese teşekkürler.
Tarih : 27.06.2011 12:20:08


ÜYE OLMAYANLARDA YORUM YAZABİLİRLER!!
 

Kullanici adı

:


Kodlar , Duygular (Smile'ler)

Önemli Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan
HABER11 hiçbir şekilde sorumlu değildir ve sorumlu tutulamaz. Tüm Yasal Yükümlülükler yorum sahibine aittir.

Üyelik
Kullanıcı : 
Şifre : 
Güvenlik : 213026             
Güvenlik : 
Hatırla :   

  
Her Hakkı Saklıdır. Site İçindeki Haber ve Resimler İzinsiz ve link vermeden yayınlanamaz.
Web Tasarım: Celal BIRADLI
Bu sayfa: 0,05 saniyede yorumlandı.